ÜÇ AYLARIN BAŞLANGICI RECEP AYINI İDRAK ETMEK DUASIYLA!

"Ey inananlar! (Allah'ın yasakladığı herşeyden Allah adına uzak durun ve) Allah'tan sakının. Herkes yarın için (kıyamet günü için) neler hazırladığına baksın. Allah'ın emirlerini yerine getirmemek ve yasaklarına uymamak suretiyle Allah'tan çekinin. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan (en ince noktasına kadar) haberdardır."(HAŞR 18)

Üç Ayların Başlangıcı Recep Ayı Hoş Geldi. Öncelikle RABBİM sizleri ve bizleri Sağlıkla Hayırlısıyla Ramazan Ayına da Ulaşmayı Nasip Etsin İnşallah.

"Ey Allahım! Receb ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır."

Üç aylar, kamerî aylardan Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Üç aylarda, üç hususun vurgulandığını görmekteyiz ki, bunlar; Gece, Peygamber ve Kur'an'dır .

GECE: Allah'ın varlığını ve tekliğini gösteren ayet (delil)lerden biri sayılan gece (leyi) O'nun kasemine de konu olmuş bir zaman parçasıdır. Bu mübarek geceler Yüce kitabımız Kur'an'da "Leyle-i Mübarek, Leyle-i İsra ve Leyle-i Kadir" gibi tamlamalarla kullanılmıştır. Bu ifadelerle altı çizilmek istenen "gece kavramı" dır. Mukaddes ve eşsiz kitabımız Kur'an-ı Kerim gece nazil olmaya başlamış ve indiği gece gecelerin sultanı, indiği ay ayların sultanı, indiği Peygamber Resullerin Sultanı ve indiği ümmet de ümmetlerin sultanı olmuştur. Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya, oradan semalara yapılan: "O kadar (yaklaştı) ki iki yay arası kadar, hatta daha yakın oldu." Ayetinde ifadesini bulan nokta da Allah katınaa konuk olan Efendimiz'in bu esrarengiz yolculuğuna "İsra ve Miraç" ismi verilmiştir ki, gece vuku bulmuştur.

İslâm'ın devlete yolculuğu diye ifade edebileceğimiz Hicret, gece başlamıştır. Böylesine büyük olaylara sahne olan gece, fertlerin şahsiyet eğitiminde ve iç zenginliği elde etmelerinde önemli bir zaman unsurudur. Bu itibarla olmalı ki, Rasulullah (S.A.V.)'e risaletin ilk yıllarında şöyle çağrıda bulunmuştur. "Ey örtüsüne bürünen (sarılan) Peygamber! Kalk ve azı hariç, uzun uzun ibadet et."

Bu, İslam'ın tüm yükünü omuzlarında taşıyacak olan çekirdek kadronun şahsiyet eğitiminin ifadesidir. "Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile (teheccüd) namaz kıl." "O'na secde et ve uzun uzun gecelerde O'nu tesbih et." ayetleri ile Allah Rasülüne talimat verilmiş ve: "Geceleri pek az uyurlardı. Onlar seherlerde istiğfarda bulunurlardı."  buyruğu ile de olgun müslümanların özelliklerinden bahsedilmiştir.

Gecenin bereketli anlarından yararlanmayı gaye edinen Efendimiz mecbur kalmadıkça yatsıdan hemen sonra yatmaya özen göstermiş ve buna ters davranışı da hoş görmemiştir. Bununla İslâm'ın zamanı kullanmada sabahçı, çağdaş zaman anlayışının ise akşamcı olduğu söylenebilir. Özetle mü'min gecenin âbidi, gündüzün yiğidi olmaya talip olmalı, gecesini diriltemeyenin de ölü sayılacağı bilinmelidir.

PEYGAMBER: Üç aylarda vurgulanmak istenen ikinci husus Peygamber, üçüncüsü de Kur'an'dır. Bu durumda Hz. Muhammed (S.A.V.) hem gecenin hem de Kur'an'ın konusudur. Yani ikisinde de kahraman Efendimiz (S.A.V.)'dir. Hem de ikisini kullanmakla, yaşamakla ve hazmetmekle yükümlü kahraman... Gece ve Kur'an ile barışık ve tanışık olmayan Peygamber düşünmek mümkün olmadığı gibi, tersi de mümkün değildir. Bu nedenle gece ona örtü, Kur'an ona hilye olmuştur. Şairin biri de bu gerçeği ifade ederken: "Allah lisanıyla söylenmiş hilyedir sana Kur'an" demiştir. Yani lafzî Kur'an okuduğumuz, canlı Kur'an gördüğümüz Peygamberdir. KUR'AN: Kur'an, Peygamber (S.A.V.)'e gece inmeye başlamış, Peygamberimiz de onu gece yaşayarak âbid, gündüz de yiğit olmuştur. Üçü de âşıkı ve maşuku durumundadırlar.

Özetle olgun mü'minlerin yolu Kur'an, Hz. Peygamber ve gece üçlüsüyle tanışmak, sevişmek ve kucaklaşmak olmalıdır. Ki bu ermenin ve olmanın da yoludur. İşte "üç aylar" ile verilmek istenen asıl mesaj budur.

ÜÇ AYLAR BİZİ DÜŞÜNMEYE SEYRETMELİ Mübarek üç aylar içinde kutlanan gecelerimizde, bugün için de güzel manzaralarımız camilerimizde görülür. Minareler ışıklandırılır. Mü'minler de arka bölmelere varıncaya kadar camilerin her yerinde diz çöker, namazdan önce yapılan gecenin önemini içeren konuşmayı dinlerler. Herkes huşu içinde ruhunu yücelere yükseltmiş, bir nevi yaratılış sımndaki espriyi yakalamaya çalışmaktadır.

Her mü'min, içinden yükselen şu sesi cevaplamakla meşguldür:

Ben neyim?

Niçin bu âleme gönderildim?

Yaratılışımdaki esrar nedir?

Belli bir süre yaşayan insan, kendisine verilen süreyi doldurunca niçin bu âlemi terketmektedir?

Günah nedir? Sevap nedir?

Yapılınca içini tırmalandığını hissettiğin hallerde günah mı işlemiş oluyorsun? Bunun aksine; huzurlu olunca yaptıklarından dolayı sevap mı kazanıyorsun?

Güzel kitabımız Kur'an bizlere neler emrediyor?

Okunduğu zaman bile insanın gönlüne inşirah veren bu ses nedir?Seslerdeki mânânın kaynağı neresidir? Şu kadar yıldır insanlar bu sese niçin doymuyorlar?

Gönüller susadığı zaman niçin Kur'an'a yöneliyor?

Bu Kur'an niçin hiçbir zaman eskimiyor, berraklığı kaybolmuyor?

Daha birçok sorular... sorular...

Mü'minler daha nicelerini düşünürken mübarek gecenin bereketiyle yatsı namazların kılarlar. Namazı takiben tebrikleşirler, dağılırlar, evlerine çekilirler. Kur'an okunur, kaza namazları kılınır. Bu hal, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Mübarek gecelerimizin hemen hepsinde bu manzaraları yaşarız. Mü'minler şarza bağlanmış bir akü misali bu gecelerde enerji ile yüklenirler. Bu enerji manevi bir güçtür, onun küçük bir zerresi, idraki olanı sonsuza uçurur. Rabbine kavuşturur. İyiliklere, güzelliklere koşturur. Onun için müslümanlar, bu mübarek gecelere kavuşmayı çok arzu ederler, sevinirler, dolup taşarlar.

Üç Aylar Bir Muhasebe Ayıdır Üç aylar, kendimizi denetleme, değerlendirme bakımından çok önemlidir. Bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp, geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerim almalı ve sormalıyız: "Ey Allah'ı seviyorum diyen insan! Borçlu olduğun kulluk vazifeni yapabiliyor musun? Peygamberi seviyorum diyen müslüman! Onun sünnetini, ahlâkını yaşıyor musun? Kitabım Kur'an'dır dediğin halde emirlerine sarılıp yasaklarından kaçınıyor musun? Allah'ın nimetlerini yediğin halde şükrünü yerine getiriyor musun? Şeytanın düşman olduğunu Kur'an söylüyor, sen de biliyorsun. İman gücün ile karşı koyabiliyor musun? Cennet haktır dediğin, inandığın ve onu arzuladığın halde ona lâyık neyin var? Cehennem de haktır diyorsun -haklı olarak- korkuyorsun. Ama cehenneme sokacak kötülüklerden uzak durabiliyor musun? Ölümün hak olduğunda da şüphe yok. Şu an ölüme hazır mısın? Kendi suçlarını düzeltip tevbe etmek varken, onun bunun ayıbıyla neden uğraşıyorsun? Geçen yılın bu mübarek günlerinde beraber olduğun halde, şu anda göremediğin eşin, dostun, akraba ve arkadaşlarını düşünüp kendine çekidüzen verebiliyor musun? Hep kendin için çalıştın, durdun. Bugüne kadar İslâm'ın yaşanmasına katkıda bulunacak bir hizmetin var mı? Kaç kişiyi müslüman yaptın? Kaç yetimin başım okşadın, karnım doyurdun, üstünü giydirdin? Senden sonra insanlığa hizmet edecek, malından, ilminden, neslinden ve örnek ahlâkından bir evlât kazanabildin mi? Evet, bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak, bu mübarek günlerin, gecelerin ve ayların şuuruna varmak demektir. Her an günah lekeleriyle kirlenen dudakları duaya, gönülleri dergâha yöneltmek için verilmiş olan büyük bir fırsattır. İnsanların hayat defterine hayırların kaydedilmesine, hataların affedilmesine, sevapların verilmesine vesile teşkil eden bir nimettir.(alıntıdır)